Zaman geçiyor,

-hep geçer.

Pazartesi oluyor yine.

-hep olur.

Zaman böyle bi şey,

geçiyor.

Sen susuyorsun, ben susuyorum;

Geçiyor,

-öyle konuşmasız.

Günler, aylar, yıllar oluyor sonra.

Ve değişiyor insan illa ki.

Ben mesela!

Sevemiyorum artık eskisi gibi.

Eskisi kadar umursayamıyorum hiçbir şeyi.

Eskisi kadar takamıyorum kafaya hiçbir meseleyi.

Hiçbir konunun üzerinde duramıyorum çok fazla.

Geçiştiriyorum neredeyse her şeyi,

-geçiyor.

Hem zaten nasıl aynı kalabilirdim ki?

Kalamazdım!

Di mi?

Sonra aklıma bir şey düşüyor,

Şey gibi…

…şey,

gibi..

Sonra, aklımdan düşüyor.

Hiçbir şey kalmıyor.

Tutamıyorum.

Anlıyorsun değil mi?

Zihnimde bir kapı açılıyor sonra,

Kapanıyor sonra.

Biri giriyor, biri çıkıyor düşüncenin.

Durmuyor.

Bir de Salı var tabi;

-yarın olacak.

Hep olur.

Sonra Çarşamba.

Perşembe falan.

Deprem oldu mesela!

Büyük bir gürültüyle yıkıldı bir şehrin evleri.

-öyle hazin.

Yıkıldı mı hislerin, hiç haberim yok,

-olmuyor.

Açta açıkta kaldın mı sen de depreme tutulmuşlar gibi.

Ama ateş en çok düştüğü yeri yakıyor.

Bilirsin.

Değil mi?

Ateş.

Düşmüştü yani.

Tenime.

Bir yangından.

Her yerim yanmıştı hani.

Hatırlıyorsun,

değil mi?

Sonra yıkılmıştı üzerime yalanları bir aşkın.

Aşktı ama.

-neyse ki!

Ve ne zaman bir deprem yıksa bir yerleri,

Ne zaman bir yangın çıksa,

Ne zaman ağlasa çocuklar,

Ben, sana da ağlarım..

 

Gazetesiz.com/31 Ekim 2011

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.