Ben yazardım, içimden geldiğince,

sen okurdun içinden geçtiğince..

Ben yazardım,

okurken sen; bağlanırdık birbirimize,

-görünmeyen iplerle..

Sanki ben hissederdim kilometrelerce uzakta da olsam senin kalbini,

yakalardım havada düşündüğün,

-her şeyi..

Ve sen okurken, bilirdin aslında sana yazdığımı,

-her şeyi.

Ağlaşırdık,

gülerdik,

hüzne çekilirdik,

umuda uyanırdık,

ne kadar da iflah olmazdık,

dayanırdık;

-aşka da, acıya da..

Ne günler, geceler, haftalar, aylar, yıllar devirdik.

Kitaplar okuduk,

şarkılar dinledik.

Mutlu kadınlardık dedim ya,

bu kadar gerçek değildi belki de hiç bir şey.

Kimse kimseyi gerçekten öldürmüyordu en azından!

Ve biz, inanıyorduk hala masallara.

Bir tavşan deliğinden bakıyorduk zira hayata.

Sonra bir gün ansızın büyüdük!

Değişmişti çoktan,

-dünya.

Uyandık birden, daha gerçek acılara.

Sonra daha gerçek acılara,

Sonra daha gerçek,

Sonra..

Derken,

Alışmak uzun sürdü gözlerimizin önünde olanlara.

İzledik;

Bazen tam ortasında olduk,

Bazen kenarında, kıyısında.

Bazen tam içinden geçtik,

Bazen sadece durduk, -öyle dışında.

Dağıldık birer birer,

Kendimizden uzağa..

Sustuk birbirimize.

Ne ben yazdım,

Ne sen okudun..

Ne benim yazasım vardı aslında,

Ne de senin okuyasın, kim bilir.

 

Ama kalp bu;

Sever mi yeniden,

sever.

Acır mı yeniden,

acır.

İyileşir mi yeniden,

iyileşir.

Tutunur mu yeniden,

tutunur.

Yazar mı yeniden…

 

Hadi toplanın yamacıma.

Yazacaklarım var zira.

 

Çünkü hayat iyi-kötü, bana ne yaptıysa,

Sana da aynısından biraz yapmıştır mutlaka..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.