Baktım, baktım aynaya!

“Büyüdüm mü yoksa ben” dedim.

Sordum yani; kendime.

Bu ara çok acımasız sorular sorabiliyorum kendime.

“Ne zaman?” dedim.

“Ne ara?” dedim.

“Hangi gün?” dedim.

Düşündüm sonra.

“Yok!” dedim.

“Yoksa?” dedim.

“Yahu,” dedim.

“Zamanın içinden nasıl da hızla geçiyor insan” dedim.

“Zaman nasıl da hızlı geçiyor” demedim.

“Of!” Dedim.

“Kimsenin aşkından ölmedim daha!”

“Basbayağı yaşıyorum!” dedim.

“Bu aşk nasıl bir şeymiş ki, öldürmüyor!” dedim.

Hayır, yani anlayamadım!

“Neyse,” dedim.

“Geçelim,” dedim.

Anlayamadığım tek şey bu değil ya!

İnsan nasıl da yaşıyor; unuta, unuta…

Sonra,

“Öyle işte,” dedim.

“Sonrası yok.”

“Geçtin mi” dedim, “sen de?”

“Yoksa sen kaldın mı?” dedim.

“E, herkes geçemez” dedim.

“Nereye?” dedi.

Dedim, “Karşı kıyıya:)” -aklıma bir tek bu geldi o anda-

“Sen şimdi at kendini boğaza,” dedim, iyice abartarak.

“Boğazdan gemiler geçer” dedim “nasılsa,” -yükleri ağır.

“Sen geçersin sonra,

Gemiler gibi süzülürsün aklımda.

Kalmazsın ama.

Gemiler nereye, sen oraya..”

Sonra dedim ki; “boşver!

Sen şimdi yak bir sigara,

Çek içine” dedim, “katranını, karasını.”

“Yoksa geçmez,” dedim,

-zaman.

Birkaç kere daha büyür insan.

“Ben de büyüdüm” dedim, “dolayısıyla,” -bir kaç defa.

“Ama bak” dedim, “biri senin yüzünden mutlaka!”

 

gazetesiz.com/22 kasım 2011

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.