Geçenlerde izlediğim bir filmde,

Bir bilim adamı, çalışmasını bir türlü sonlandıramayan ve çıkış yolu bulamayan bir diğer bilim adamına döndü ve şöyle dedi;

“Hayal gücünü ne zaman kaybettin?”

Bunu söyleyen bir bilim adamıydı,

Bir diğer bilim adamına söylüyordu,

Ve

“Aklını ne zaman kaybettin” falan demedi,

“Hayal gücünü ne zaman kaybettin” dedi.

İnsanın hayal gücünün önemi üzerine düşündüm dolayısıyla.

Düşünmem mi?

Mesela;

Bu bilim adamları bir buluş bulmadan önce ne yapar?

Onu hayal eder.

Yani bu durumda kanıtlanmış olan bütün gerçekler, gerçekleşmeden önce birer hayaldiler.

Sadece bilim adamları mı hayal edebilirler?

Hayır, tabi ki!

Yazarlar da edebilirler:)

Hayal ediyorum;

Muhteşem bir sevgilim var!

Beni o kadar seviyor, o kadar seviyor ki,

Benim için yapamayacağı hiçbir şey yok.

Yani,

Artık benim hiç bir şey yapmam gerekmiyor:)

Bütün gün ayaklarımı uzatıp,

Çekirdek çitleyerek yaşayabilirim.

Süper!

Ama hiçbir şey yapmadan durmak da deoksiribonükleik asitlerime ters!

O yüzden ne yapıyorum?

Ayaklarımı uzatıp, çekirdek çitlerken de başka hayaller kurmaya devam ediyorum!

Boş boş çekirdek çitleyeceğimi düşünmüyordunuz değil mi?

Ve ayaklarımı da boşuna uzatmadım herhalde.

Zira bu hayal gücü denen şey,

Her koşulda, şartta ve pozisyon da kullanılabilir bir şey.

Benim uçsuz bucaksız ve sınırsız hayal dünyamdan uzaklaşıp filme geri dönersek;

Adam haklı hanımlar, beyler.

‘En önemli güçlerimizden’ biri olan hayal gücümüzü mümkün olduğunca geliştirip,

Mümkün olduğunca “kullanmamız” gerektiğine inanıyorum.

-hayal ederek;

Gerekiyorsa aklımızı kaybederek.

Gazetesiz.com/8 aralık 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.