Anlamadım mı sanıyorsun şu kapıdan girdiğin andan beri niyetini? Anlamamış gibi yapıyorum sadece. Gözlerindeki bakışlar hiç değişmemiş. Ama fark etmez, ben de hâlâ aynı bakıyorum.

“Ne istiyorsun benden?”

“Ne istiyorsun benden?”

Bir adım bile uzağa fırlatmamış ayrılık bizi -ki bazı bedenler fırtına ne kadar şiddetli olursa olsun hep yan yana düşerler.

“Kurtulmak istiyorum senden!”

“Kurtulmak istiyorum senden!”

Başka bir yol daha olmalı. Dönüp dolaşıp bu adresten, dönüp dolaşıp yine aynı adrese… Yine içimde aynı his -ki karşılıksız değildir hiçbir his- sende aynı koku, bende aynı inat, sende aynı yalan, bende aynı kabul ediş. Okyanuslar geçtim sanmıştım!

“Git!”

“Git!”

Gitmenin de bir şekli olmalı. Gitmek olmalı işte, adı üstünde. Gitmenin de bir netliği. Bu şekilsiz gidememekten, bu belirsiz kalamamaktan daha beter bir şey daha varsa, o da hâlâ yan yana duruşumuz olmalı!

“Aynı adamsın!”

“Aynı kadınsın!”

Bu kendini kandırmalar, sonra yine inandırmalar… Eline yüzüne bulaşan bu geri gelişler ve yine aynı çıkmaz sokağın başında, yine aynı pozisyonda bekleyen ısrarlı duruşlar ve galiba kelimeler de aynı!

“Benimsin!”

“Benimsin!”

Bu arsız hissedişler -ama asla namussuz değil- ve bu vücut ısısına karışan davetkâr bakışlar ile hep aynı yatağa uzanan, hızlanan nefes alışlar, birazdan son bulacak yine bir yatağın tam orta yerinde ya da birazdan yavaşlayacaklar.

“Lanet olsun!”

“Lanet olsun!”

Bu son olsun dediğin ve asla sonuncu olmayan terk edişler ile yine hiçbir sonu olmayan yeniden başlayışlar, arada geçen zaman ve belki de aradakiler…

“Kaç kere seviştin?”

“Kaç kere seviştin?”

Ve hiçbir zaman cevabı verilmeyecek olan anlamsız sorular ile uzayan yorucu konuşmalar, tatminsiz yarım kalışlar, yine aynı ritimsiz yol alışlar… İşte şeytanın içinde karargâh kurduğu uzun uykusuz geceler ve…

“Arama beni!”

“Arama beni!”

Kararlı kopuşlar önce yine, sabırsız bekleyişler sonra, zayıf düşüren özleyişler yine en sonunda ve tutkulu kalpler mutlaka aşka en çok bedel ödeyenler! Havadan olsa gerek bu kendinden geçişler, güneşten, aydan, yıldızların etkisinden…

“Yalan!”

“Dolan!”

Yalan olmalı bu içimdeki cümleler. Yoksa, mutlaka anlamlı bir yerde son buluyor olmalıydılar.

“Bir sonu olmalı!”

“Bir sonu olmalı!”

Belki de unutmalısın. Ya da unutmalıyım. Belki de bir daha aramamalısın ya da ben açmamalıyım.

“Nerdesin?”

“Nerdesin?”

Not: Yazarın “Kedi Evden Kaçtı” isimli kitabından alıntıdır.

19 ocak 2011

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.