Sıkıldım aslında bu başıma buyrukluğumdan.

Bazen, biraz, birine ait olmak istiyor kadınlığım.

Yoruldum hayatımdaki her sorunu kendi başıma çözme alışkanlığımdan.

Her kararı tek başıma verme zorunluluğumdan.

O kadar güçlü bir yalnızlığım var ki,

zayıf düşmek istiyorum artık birinin kollarında!

Bazen bakışlarım bir yere kayıyor.

Sadece bazen, ara sıra…

Ama sıradan bakışlara asla!

Arada sırada dokunduğum yerlere ise, “bir piyanonun tuşuna dokunmuş ve hemen elimi çekmiş” gibi

ya da,

öyle dokunuyorum işte.

Ama piyanonun tuşlarında gezinmiyor ellerim.

Tek bir tuşa basmış ve gitmiş gibi…

…kadar.

Tek bir nota kadar bütün varlığım başkalarında.

Ama

piyanonun tuşlarına bütün gücümle,

var gücümle,

kendimi kaptırmış gibi,

kaybetmiş gibi,

vazgeçememecesine,

tutkuyla

ve çılgınca

basmıyor içim.

İçimden gelmiyor!

O yüzden işte çok az şeye,

çok az dokunuyorum…

Kelebek dokunuşu her şeye

ve bir kelebeğin ömrü kadar az hissettiklerim…

 

Yazarın “Örümcek Ağı” isimli kitabından alınmıştır.

23 Ağustos 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.