Köşe yazarı olmasaydım matematikçi olmak isterdim!

Çünkü hayattaki her şeyin sayısal bir karşılığı var.

Müziğin mesela.

Hatta müziğin matematiksel bir lisan olduğunu bile söyleyebiliriz.

Her tonun bir değeri var.

Notalar ise sadece kesirli değişkenler bu durumda.

Yani her hangi bir müziğin üzerine söz yazmayı denediğinizde,

Notanın matematiksel karşılığını arıyorsunuz aslında.

Bir sözü bestelerken de, bulmanız gereken, sözün matematiksel karşılığı.

Yine aynı şekilde,

Bir matematik formülünün müziksel eşdeğerini de bulabilirsiniz.

Garip değil mi?

Bütün bunlar bana aşkın matematiği var mıdır diye düşündürdü?

Sizce?

Yok!

Aşk için “matematiğin yokluğu” diyebiliriz kısaca.

Hani fizikte olan bir şey, olmayan bir şeyin yokluğudur ya;

Karanlık mesela,

Işığın olmaması halidir sadece.

Ya da kötülük, iyiliğin olmaması hali.

Ama sadece bu da değil.

Aşk sanırım hesapların bittiği yer.

Tam bir hesapsızlık hali.

Toplanamayan,

Çarpılamayan,

Bölünemeyen,

Çıkartılamayan.

Ve tabi aşkın kendisini ölçmek mümkün değil.

Aşkın fiziksel bedende sebep olduğu kimyasal salgıların ölçümü yapılabilir sadece.

Bu da doğal olarak bize aşkın matematiksel bir gerçeklik olmadığını düşündürebilir.

Ama bir kimyası olduğu kesin!

Not: Üzerinde çalışıyorum. En kısa zamanda konuya bilimsel bir açıklama getireceğim:)
Gazetesiz.com/06 aralık 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.