Kadının kadını zor anladığı bir ortamda, bir erkekten beni anlamasını beklemeyecek kadar akıllandım! Anlaşılmayı beklemiyorum artık. Çok az şey bekliyorum. Mesela;

Beni sadece topuklu ayakkabılar ve siyah gece elbiseleri içinde beğenmeyecek, aynı kot pantolonla günlerce dolaştığımda da beğenecek.

Saçlarımın karman çormanlığına laf etmeyecek.

Saçımdaki birkaç beyaz teli benim kadar sevecek -ki onlar gençliğimin daha baharında oldular, şu anda gençliğimin doruğundayım o da ayrı tabi.

İstediğim saatte uyuyup, istediğim saatte uyanma özgürlüğüme karışmayacak.

Yatağın bazen sol bazen de sağ tarafında uyuyabilecek.

Beni her istediğimde rahat bırakacak, yalnız kalmak istememi anlayacak yani üstüne alınmayacak.

Ruhsal gelgitlerim sırasında gitmeyecek, sonuna kadar dayanacak.

Özlediğim için kavga ettiğimde onu gerçek bir kavga sanmayacak.

Lakin gerekli durumlarda kavga etmekten çekinmeyecek.

Periyodik günlerde terk edilmeye, üç gün sonra da özür dilenmeye alışacak.

Bana sadece duymak istediklerimi söylemeyecek.

Yani arasıra gerçeği söyleyecek, sonuçlarına da katlanacak.

Kahveyi kaç şekerli içtiğime karar veremememi her seferinde komik bulmayacak.

Mümkünse bana şiirler yazmayacak.

Elinde çiçeklerle kapıma gelmeyecek, bir de buna bayıldığımı düşünmeyecek.

Sevişmek üzere soyunup yatağa girmeyecek.

Ani, ansızın, apansız ve doğal gelişmelere ayak uydurabilecek.

Benim kadar çabuk hazırlanacak.

Votka enerji gibi şeyleri içip, insanların süzüm, süzüm süzüldüğü ve bilumum avlanılan gece kulüplerine takılmayacak.

Gecelik aşklara, ete, baldıra, bacağa tok olacak.

Her şeyi aynı kadınla yaşamanın mümkün olduğuna inanacak.

İcabında aşçı, çocuk, anne, sevgili, arkadaş, kanka ve bilumum ne varsa hepsinin başarıyla olunabileceğini takdir edecek.

Bu yüzden evdeki kadınlarla yetinecek!

Gözü dışarıda olmayacak.

Grip olduğunda öldüğünü sanmayacak.

Yarasını gerektiğinde kendi sarabilecek.

Kolay ikna olmayacak, kolay vazgeçmeyecek, biraz zor olacak.

Yaptığım espriyi anlayabilecek kadar zeki, ne demek istediğimi de gözlerimden anlayabilecek kadar derin olacak.

Müziği sonuna kadar açıp abuk sabuk dans ettiğimde bana inanamayan gözlerle bakmayacak.

Masallar uydurduğumda uyacak.

Gerektiğinde şarabı şişeden içecek.

Sokaklarda başıboş dolaşmayı sevecek.

Dağda, kırda, bayırda, hanım kızlar misali kırıtıp ottan, böcekten ve üstünün kirlenmesinden korkmayacak.

Mümkünse biraz yaralı bereli olacak.

Babasının aldığı arabayı kullanmayacak, pahalı hediyeler almayacak, puro içmeyecek, takım elbise giymeyecek.

Savaşçı bir ruha sahip olup, ok atmayı bilecek!

Hayatın tozuna, kirine, dumanına batıp batıp çıkmış olacak ki sıkıcı olmayacak.

Hata yaparken bile asil olacak.

Hem asil hem de asi olabilmenin ne demek olduğunu anlayabilecek.

Saygınlık takıntısı olmayacak ama saygılı olacak.

Yağmur yağdığında eriyeceğini sanmayacak, donuna kadar ıslanabilecek.

Hiçbir şeyi kıvırmayacak, yarına bırakmayacak.

İnsanların ne diyeceğini düşünmeden hareket edebilecek lakin kimseyi rahatsız etmeyecek.

Her sorunu çözebileceğine inanacak kadar kendine güveni olacak.

Öleceğini sanabilecek kadar üzülebilecek.

Yıldızlara değdiğini sanacak kadar mutlu olabilecek.

Dünyayı değiştirebileceğini sanacak kadar âşık olabilecek.

Neyse bu kadar az işte!

Rumuz: Herneredeysensöylegelipalacağım!

 

Yazarın “Kırık Köşe” isimli kitabından alıntıdır.

25 kasım 2011

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.