Sevgili öyle altüst ediciydi ki sorma. Hicranı öyle ateşli geldi ki sorma. Dedim; “yapma.” Dedi; “yapma da yapmayayım..” Mevlâna.

Sevgi emekse aşk neydi?

Sabahları uyanma sebebi miydi,

Geceleri uyuyamama sebebi mi?

Olur olmaz her şeye gülümseme sebebi miydi,

Göremediğinde kalbini sıkıştıran bir mengene mi?

Seni yeniden,

Sözlere,

Cümlelere düşüren,

Vakti gelmiş gibi sanki,

Sana yeniden şarkılar yazdıran,

Içinde notalarca uçuşan,

Gözlerinde yıldızlarca parlayan o tüm acayip şeyler miydi?

 

Unuttuğunca hatırlatan sana, –

Bir tek aşka nasıl da eğildiğini..

Düştüğünce kaldıran,

Vazgeçtiğince döndüren,

Koptuğunca bağlayan,

-hayata,

uyuduğunca uyandıran;

-yalnızlık uykundan,

bastığında titreten bam telinden..

 

öyle kendiliğinden olan öyle çabasız, öyle dokunulmaz!

 

Sanki desen ki; “tut elimden,” tutacakmış gibi ama; öyle, tutmasa da olur..

Sanki alacakmış gibi yüklendiğin ne varsa bir bir

-sırtından,

üstelik hiç zorlanmadan.

desen ki sanki; yok yok! Demesen de olsa!

Öyle gürültüsüz, ama içten.

Öyle sakin ama, yanan bir ateş gibi; içinden, içinden..

İbn Arabi’nin dediği gibi; bir hasretlik mi yoksa aşk, hiç bitmeyen.

Mutlu değil mi yoksa Aragon’un dediği gibi.

Olsun..

Aşk olsun o zaman!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.